Düşün Öğren Paylaş İletişim

          
 
 

Ana Sayfa

  Copyright (c) 2003-2012 ERKORKMAZ   Tüm hakları saklıdır. Site içindeki yazı, resim vs. izinsiz kullanılamaz.
HANGİMİZ DAHA ÇOCUK?

Bir kız çocuğuyla nasıl konuşulur 4-5 yaşlarında, lüle saçlı, kocaman gözleri olan minicik bi kız...

Otobüsteydim. Fazla kalabalık değildi. Önlerde kendime boş bir koltuk buldum ve oturdum. Kitabımı çıkarıp okumaya başladım.

İkinci satıra gelmeden kocaman ve meraklı gözlerle bana bakan bir çift göz hissettim üzerimde. Ön koltukta annesiyle oturan küçük bir kız çocuğu, iki elini koltuğun üstünde tutmuş bana bakıyordu.

Hiç konuşamam küçük çocuklarla. Sanki kitlenirim. Bana bi soru sorduklarında cevap veremeyeceğimi düşünür, elimde o an ilgisini çeken ne varsa verip kurtulmak isterim. Korkarım, hem de çok. Hele böyle akıllı bıdıklardan hep kaçarım.

İşte biri beni kıstırdı ve kaçacak yerim de yok. Ne yapsam ne yapsam... İlgisini çekecek bişey de yok ki...

İşte konuşmaya hazırlanıyor...

Eyvah!!

-Sakin ol zeynep, sakin ol ve iyi düşünerek cevap ver Belki bir sözün onun aklında kalır ve yanlış olursa çocuk etkilenebilir.

-Ne kadar da abarttın O sadece bir çocuk Merak etme, bir soru sorar, sen cevabını tam vermeden başka soruya geçer Sadece gülümse ve kısa cevaplar ver.

-Peki. Ya hırçınlık ederse? Valla ne yapacağımı bilemem.

-Annesine söylersin. Aaaa, bu kadar korkma canım. Annesi var yanında, o durdurur merak etme. Baksana ne tatlı bakıyor, konuşmak istiyor. Hadi bi dene bakalım. Kolay gelsin.

İşte ilk soru. Kaç puanlık acaba:

-Şen abyasın. Ben küçüğüm. Benim abyam vay. Tokalayın neyde? Çantanda mı? Senin oyuncaklayın neyde?

Bu kadar çok konuşunca ne söyleyeceğimi şaşırmıştım...

-Çantamda, seninkiler nerde?
-Evde Benim tokalayım vay, hemde büysüyü... Sen niye toka takmıyoşun? Baban kızmıyo mu şana. Benim babam vay, bi de babaannem vay. Bij onlaya gidiyoyuj, şenin oğlun vay mı?

-Benim oğlum yok, senin var mı?
-vay tabi

-Nerde?
-İşe gidiyoy

Sanırım, küçük kardeşini ya babasıyla ya da abisiyle karıştırmıştı:)

-Seviyor musun oğlunu
-ŞevmiyomEve gidince oynamıyom ben onunla Acıkıyo

-Yemek vermiyor musun
-Veymiyoyum

-Sen acıkıyor musun
-Acıkıyoyum, ama o daha çok acıkıyo

Dışardan geçen iki kişiyi gösteriyor o sırada...

-Bu şenin adamın mı?
-Benim adamım değil

Sanırım, baban mı diye soracaktı ama görüntü olarak aklında adam ifadesi kaldığından "adamın mı?" diye sormuştu:))

-Şenin baban neyde
-Evde

Koltuğun arasından bana gülümsüyor Parmağımı burnuna dokundurdum o sırada

-O benim buynum
-Gözlerin nerde

Gözlerini gösteriyor

-Kulakların nerde?
-Buyda

-Kaç tane kulağın var senin

İki elinin parmaklarını gere gere açıp;

-On tane

demez mi))

Konuşma eğlenceli olmaya başlamıştı Oyuncaklarımı isteyene kadar!!! İşte mızmızlık zamanı geldi, eyvah!

-Oyuncakların çantanda mı? Veysene bana.
-Hayır, evde.

-Çantanda
-Hayır evde

-Bakim mi çantana
-Olmaz, bakamazsın


Sanki alacakmış gibi yapıştım çantama. Alamayacağını bildiğim halde neden bu kadar korkuyla sarılmıştım ki çantama. Ne garip! Küçücük bir çocuktan korkuyordum işte. İtiraf ediyorum; Bu minik canavarlar beni çok korkutuyor:)
Yanıma geldiklerinde kaçacak yer arıyorum... Neyse ki iniyorlardı...

El salladım.

O da bana el salladı. Annesi kibar bi şekilde "iyi günler" dedi. Konuşurken bizi dinliyordu belli ki:)

Derin bir nefes aldım. Sanki rakip bir takımla maç yapmış gibiydim.

-Rakip? O da ne demek şimdi? Bu küçük çocuğa neden rakip olarak bakıyorsun ki? İçimdeki çocuğa mı rakipti yoksa?

İşte bu!

Onları fazlasıyla önemsiyordum. Tıpkı içimdeki çocuğu önemsediğim gibi... Kırılmasından korkarak konuşuyordum onlarla. Tıpkı kendimle baş başa kaldığımda konuştuğum gibi. Tek fark, içimdekini tanıyor olmamdı. Ama dışarıdakileri tanımıyordum.

Oysa bütün çocuklar aynıydı aslında... İstekleri bitmeyen, bazen hırçın, bazen neşeli... Anlamsız sözler söylediğinde bile, mantıklı bir açıklama bulmanı bekler gözlerle bakıp seni köşeye kıstıran. Tam anlam vermişken ve açıklarken başka dünyalara dalıp hiç duymamış gibi farklı bir soruyla karşına çıkan...

Çocuk işte! deyip geçemiyor insan... Bazen öyle anlamlı bakıyorlar, öyle sözler ediyorlar ki, verdiğin cevaba kendin bile ikna olamıyorsun.

-Yine abartıyorsun Zeynep. Çocukları anlayabilmek zordur. Bence fazla anlam veriyorsun bu duruma, sakin ol. Gitti işte...

-Gitti mi, peki bu yanımdaki kim?

Durağa geldiğimizde, öndeki kız çocuğu inmişti annesiyle. Ama bir baba ve kızı gelmişti bu kez. Küçük kızın elimde koca bir paket mısır cipsi bana bakarak yiyordu işte... Babası benim yanıma oturtarak akbilini basmaya gitmişti. Çocuk bana bakarken gülmemek için kendimi zor tutuyordum:))

-Olamaz!!! Konuşmaya hazırlanıyor!!!

-Sakin ol Zeynep, o sadece bir çocuk:))))

------------------------------------------------------------------------------------------
02/06/2006