Düşün Öğren Paylaş İletişim

          
 
 

Ana Sayfa

  Copyright (c) 2003-2012 ERKORKMAZ   Tüm hakları saklıdır. Site içindeki yazı, resim vs. izinsiz kullanılamaz.
FARKINDA MIYIZ?

Kaç kişi kendi dışına çıkabilmiştir?

Düşünün; sakin bir yapınız vardır. Gürültüden hoşlanmazsınız. Etrafınızda çok insan olması sizi mutlu etmez. Bu haldeyken, bu karakteri benimsemişken, içinizden bu geliyorsa, ne kadar dayanabilirsiniz gürültülü, kalabalık bir ortama?

CEVAP: Çok çok sevdiğiniz bir insan için belki bir gün, belki bir hafta, belki bir ay ya da bir kaç yıl... Sonrasında yine kendi içinizdeki BEN'in isteklerine uymaya başlayacaksınız. Çünkü siz, varoluşunuzdaki temelin bütünüsünüz. Kendinize aitsiniz. Başka bir kaynaktan etkilenmeniz bir süre için sizi farklı bir alana çekebilir. Ama yine son durak ruhunuzun istedikleridir.

ve düşünün ki, girdiği her ortamda tanınan, tanınmak isteyen, herkesle konuşabilen, içi çılgınlık dolu, kıpır kıpır bir insanı kaç saat tutabilirsiniz sakin bir ortamda?

CEVAP: Çok çok sevdiğiniz bir insan için belki bir gün, belki bir hafta, belki bir ay ya da bir kaç yıl... Sonrasında yine kendi içinizdeki BEN'in isteklerine uymaya başlayacaksınız.

İşte en basit örneğinden anlatmak gerekirse, bu iki zıt karakter, aslında kendi değerlerine göre çizmiştir yolunu.

Ben buralara giderim
Ben bu şekilde yaşarım,
Ben buna inanırım,
Ben bunu isterim...

Bir de, başkalarının ayak izlerini takip eden insanlar vardır. "O öyle sevildi, ben de onun gibi olursam beni de severler" düşüncesi; aslında kendi kimliğimizi bulamadığımız için, değerlerimize sahip çıkamadığımız için ve FARKINDA OLMADIĞIMIZ için seçtiğimiz bir yoldur.

Oysa, o yol üzerinde ne kadar yol alınırsa alınsın, en son nokta, yine içimizdekinin durduğu noktadır.

Hepimizin belli dönemlerde yaşadığı şeylerdir bunlar. İnsanlığımızın temelidir bu değerler. Bizi biz yapan, kimliğimize anlam katan, çevremizde;

"Ha, o mu? Evet, o böyle biridir, asla taviz vermez" ya da;
"O şöyledir, hiç hayır diyemez" dedirten değerlerdir.

Bütün yaşamımızda böyle sürdürmüşüzdür varlığımızı. Aldığımız kararlar, verdiğimiz öğütler, dinlediğimiz müzikler bile bu değerlerin pekişmesi, oturması içindir.

Bu anları yaşamış biri olarak, aslında hayata rest çekmenin, ne olduğumuzu anlayıp da KABULLENEMEMEK durumunu gösterdiğini anladım. Tepkilerim, isyanlarım ve korkularım hep bu yüzdendi.

Gözlerinizi kapatın ve hayali bir ip düşünün. Etrafınızda dönmeye başlayın. Bu ipi tutmaya çalışın... Sonra başka ipler hayal edin. Başka renklerde başka ipler... Siz kendi etrafınızda dönerken, bu renkli ipler de sizin etrafınızda dönüyor. Bazen kırmızı, bazen mavi, bazen de sarı renkli ipi yakalarsınız. Bazen de bembeyazdır ip, ya da simsiyah...

Siz döndükçe renkler karışır bazen, ayıramazsınız hangi rengin hangi ipte olduğunu... Bazen de seçemezsiniz hangi rengi istediğinizi...

Sonra yavaş yavaş ipler azalmaya başlar.

Sizin dışınızdaki her şey, siz aldıkça tükenir ve içinizde yeniden başlar. Sonra sizden bir başka yere geçer ve hiç bir şey bitmez...

Her 'dönüş-üm'ün bir başlangıç olduğunu düşünürsek, aslında her şey tükeniyor ama hiç bir şey bitmiyor...

Evet, hayır, belki...

------------------------------------------------------------------------------------------
12/08/2009