Düşün Öğren Paylaş İletişim

          
 
 

Ana Sayfa

  Copyright (c) 2003-2012 ERKORKMAZ   Tüm hakları saklıdır. Site içindeki yazı, resim vs. izinsiz kullanılamaz.
RUH MU, BEDEN Mİ?

Duygusal gerginlikler, hayatın akışı içinde sürekli karşımıza çıkan durumlar.

Ruh mu beden mi?

Yaşantımızdaki olumsuzluklarla başa çıkabilmemiz için hangisi daha önemli bizim için? Hiç düşündünüz mü?

Bugün bunu düşündüm. Çevremi izledim gün boyu.

Öyle bir koşuşturma var ki etrafta. Bir telaş bir telaş.

-X Hanım saat xy' e kadar şu işin yetişmesini istiyor

-Y Bey çok acil telefon bekliyor.

-Z Hanım telefonda. "bla bla bla bla..)"

"xyz-xyz-xyz-xyz"

Sonra akşam oldu.. Zaman öyle hızlı akıyor ki.

Akşam eve dönerken, saklambaÇ oynayan çocukları seyrettim. Ne güzel. Hala bilgisayar oyunları dışında, nefes almayı seven, sobelemek için yarışanlar var.

SOBE!!! yum hadi. 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12-13-...........

İnsan eğer isterse kendi boşluklarını bulabiliyor aslında "Çok basit gelse de, ruhu dinlendirmek gerekiyor bazen. Ben, onlara bakarak dinleniyorum. Çünkü, biliyorum ki öze inmek, çözümün bir parçası.

Ne kadar sorumluluk sahibi olsak da, omuzlarımızdaki yükler ağır gelse de biz insanız. Bir ruhumuz var, duygularımız, düşüncelerimiz, hayallerimiz, umutlarımız.. "Evet, pek çoğu olmayacak gibi görünür gözümüze", çünkü "An'ın" içinde değerlendiririz çok şeyi..

Bi an gelir güçlü oluruz dağları yıkacak kadar, denizleri aşacak kadar. "abarttım ama mesela yani.)"

Olay şu aslında;

x kişi, konuyu seçti, kabullendi, araştırdı ve konuya hakim oldu. ve o anda normal bi zamanda başaramayacağı çok şeyi başardı.

Böyle bir durumda nasıl da keyif alırız değil mi. Bir çok kişi tarafından ödüllendirilmişizdir ve tüm dikkatler üzerimizdedir..

Peki bunun kaynağı ne olabilir? Hiç düşündünüz mü? Ruh mu beden mi? Hangisi sağlıklı hareket etmiştir sizce? Ben kendimce cevabını buldum.


Denge!!! işte "Çözümün Kaynağı" Ruh ve beden dengesi. İkisini de koruduğumuz zaman sonuç sağlıklı bir yaşam oluyor.

Yaşantımız içinde bunu bozacak çok şey var. Değer verdiğimiz insanlar bile farkında olmadan dengemizi bozabiliyorlar. Bu durumda yapacağımız tek şey "olabildiğince sorunların olumsuz yönlerini sadece aklımızda tutup çözüm yolu aramak ama duygularımıza karışmasına izin verMemek olmalı" diyorum. Zor olsa da imkansız değil bu. Yeter ki bakış açımızı yöneltecek, canımızı sıkan durumlar karşısında lehimize çevirecek düşünceler bulalım.

Bi an gelir, herşey öyle ters gider ki. Sanki olumsuzluklar ardı ardına gelir durur gün içinde. Ben de bunu çok sık yaşarım. Bu durumda düşündüğüm tek şey, önce aklıma sonra da ruhuma sahip çıkmak olur. İkisini de, çocuklarını sahiplenen bir anne gibi korumaya alırım. Çünkü bilirim ki sağlıklı bir düşünceye ve ruhuma her zamankinden çok ihtiyacım olduğu bir andır o zaman. İkisinden birinin olmaması demek, benim için yarım kalmak demektir..

Neden bana destek olacak güçleri savunmasız bırakayım değil mi?.

İşte yeni bir gün daha başlıyor. Bu anlar benim için öyle değerli ki. Bütünü görmek gerekiyor belki de. Hani derler ya, an'lar oluşturuyor bütün bir ömrü. İşte o an'ların birindeyim ama bir fark var. Bütünden kopmadan yaşıyorum bu an'ı ben. An gelir dünyanın en mutsuz insanı oluveririm ve an gelir kimsenin mutlu olamayacağını düşünüdüğüm kadar ve umutlu. peki ben bu durumda, umutlu muyum, karamsar mıyım? İşte o "an" ların bizi yanıltan tarafı. ve aklınızda olsun bu anlar geldiğinde..

"ben bütünün bir parçasıyım,
anların değerini de , kaçmam gereken zamanları da bilmeliyim. düşüncesi bulunsun yanınızda."

Planlı bir yaşam görünse de, bütündeki planlara bakacak olursak, bizimkisi sadece hayata renk katmak gibi olur aslında.

------------------------------------------------------------------------------------------
22/02/2009