![]() |
|
|||||||
![]() |
![]() |
|||||||
| |
|
|||||||
| Copyright (c) 2003-2012 ERKORKMAZ Tüm hakları saklıdır. Site içindeki yazı, resim vs. izinsiz kullanılamaz. | ||||||||
| KAÇIŞ |
Bi
söz duymuştum bi zamanlar... Anlamını sormak aklıma gelmemişti, sadece
duydum ve unuttum. "KAÇIŞ" Gitmek buralardan. Buralar... Ne kadar uzaklaşmak istesen de giden bedenin oluyor, ruhunsa hep sende, yaşananlarla birlikte. Unutmak mı. Asla! "Kendinle barışık olmak"
Son zamanlarda bu söz bana ne kadar anlamlı geliyor. Bi karar aldım ve bu kuru kalabalığa seslenip, hepsini yola getirdim. -Sen şuraya, sen de şuraya... Oturun. Susun! Ben konuşacağım. Dinleyin! Hepsi sus pus kaldılar. Hoplayan zıplayan kız sustu. Gözlerindeki ışığı gördüm ve "nasıl istersen" dedi bana. "Uslu olacağım ama enerjimi kaybetmeden. İstediğin gibi olacağım, ama kendimi değiştirmeden... Seninleyim..." Yaşadıklarının verdiği tecrübeyle, asırlık çınar ağaçları gibi ihtiyar,oturdu ve sustu... -peki. dedi. Her yaptığın girişimde önünde durmayacağım. Seni engellemeyeceğim ama sana seçenekler sunacağım. Üzülmeni istemem, sende kalacağım. Kaldığım sürece hep destek olacağım. Her olaydan olumsuzluk çıkaran ve her olumsuzlukta umudunu kaybeden huysuz çocuk sustu ve oturdu. Bu oturuş tuhaftı. Sürekli başka yerlere kaçamak bakışlar atarak hiç bir söylediğimi kabul etmeyecekmiş gibi bir tavıra bürünerek konuştu. Nasıl istersen. Ama huzursuz olduğumda bana kızma. Ağlamama izin ver beni sakın küçümseme. Ben senin acı tarafınım. Beni görmezden gelme sakın. Bana güven ver ve benimle yaşamayı öğren dedi. Oturduğu yerden bana bakıyordu, üzgün ve mahçup gözlerle. Ağladı ağlayacak ama onu anlamaya başladığımı anlar gibi sorgulu ve ürkek. Yanına gittim, sarıldım doyasıya. Saatler geçti. Düşündüm ve ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Yavaşça kalkıp, arkamı dönüp yürüdüm, koştum. Ama her arkama baktığımda, onca yol koşmama rağmen bir santim bile uzaklaşamadığımı farkettim. Sonunda bir ağaca yaslandım ve gözlerimi açtım. Ağlıyordum. Ama farkettim ki, bu ağlayış artık içime akmıyordu. Yani içimdeki çocuk değildi ağlayan. O gülüyordu şimdi. Bendim ağlayan. Haklıydı sanırım. Ben ona her olumsuzlukta kızarken aslında ona en çok destek olmam gereken zamanmış. Büyüdüğümü zannederken, aslında bu sürekli zırıldayan çocuğa kızmakmış yaptığım şey ve ona hiç destek olamamışım. Onu görmezden gelmişim. Onu sağlıklı bi şekilde büyütememişim. O çocuğu sıcak ve yumuşak yatağına yatırmıştım şimdi. Uyurkenki huzurlu yüzünü seyrediyordum. Mutluydu... Güvenliydi... Huzurluydu... Arada yine uyanıp bazı isteklerde bulunacaktı biliyordum ama, artık onu büyütmeye kararlıydım. Bu sorumluluğu almıştım. Her ağlayıp istekte bulunduğunda onu susturup cezalandırmak yerine ona uygun bir dille olamayacak şeylerin sebebini anlatacaktım ve olabilecek şeyleri de kısıtlamayacaktım. İşte tüm bendeki benlerle anlaşmıştım. Cıvıl cıvıl hayat dolu arkadaşım, sen zamanki neşenle ve pozitifliğinle yanımdasın. Ayağın kayıp onca kişiliğin içinde düştüğünde bile, kendine gülecek kadar olumlu ve kalkacak kadar güçlüsün. Sen ihtiyar! Sen bu yaramaz kızı her hoplayıp zıpladığında, durdurmayacak ve sadece yol göstereceksin. Bırak da kendisi öğrensin yanlışlarını. Bırak da hata yapsın. Bırak da bunlardan ders alıp sana ulaşsın. Sen, sinirli ve huysuz çocuk, hiç merak etme. Sahipsiz değilsin. Artık sıcak yatağında huzurla uyuyabilirsin. Titreyen ellerimle yanağını okşadım ve son bir kez alnından öpüp üşümesin diye örttüm üstünü. Gözlerini her açtığında, beni şu camın önünde sana bakarken bulacaksın. Her zaman yanında olacağım. Çünkü her şeyden kaçabilirim ama sizden ASLA!!! Sizi seviyorum dostlarım, seni seviyorum BEN. Şimdilerde... Uzun süre önce sağladığım bu anlaşma, Ben olarak kalmamı sağlıyor bi anlamda. Dost da düşman da içimizde. Böyle bildim, bunu anladım. Kaçmıyorum artık, kovalıyorum :) |
------------------------------------------------------------------------------------------ |