![]() |
|
|||||||
![]() |
![]() |
|||||||
| |
|
|||||||
| Copyright (c) 2003-2012 ERKORKMAZ Tüm hakları saklıdır. Site içindeki yazı, resim vs. izinsiz kullanılamaz. | ||||||||
| ASLINDA BÜYÜMEDİK |
|
Farkında olmadan ne çok şey öğreniyoruz değil mi? Farkında olmadan... Küçükken, büyüklerimiz ne söylese 'annem en doğrusunu bilir, babam mutlaka en iyisini söyler' diye düşünürdük... Aslında buna düşünmek değil de, onların dünyasından bakamadığımız için 'kabullenmek' desek daha doğru olur. Zaman geçtikçe, biz adım atmaya devam ettikçe, her gün yeni bir şeyler öğrendik. Bazen şaşırdık, bazen gülümsedik, bazen ağladık... Yine de devam ettik yolumuza... Yalnız kaldık bazen ve 'hep bizimle olacağını düşündüğümüz annemiz, babamız' olmadı yanımızda. Yalnız kalmak da çok şey öğretti bize. Onlardan uzak kaldığımız her an, yeni bir anne, baba büyüttük içimiz de. Nereye gidersek gidelim, şartlar ne olursa olsun bize yol gösterecek bir ses duyduk içimizde. Bunlar, farkında olmadan öğrendiğimiz şeylerdi aslında. Geçmişteki küçük çocuğun, gelecekteki annesiyle, babasıydı içimizdeki ses... Dinleyin, hissedin... En zor ve içinden çıkılmaz durumlarda, annesinin yanıbaşında olduğunu görüp de 'her şey düzelecek merak etme, yanındayım' diyen sesini duyup ve şevkat dolu bakışlarını hissedip çocuk olmayan var mı içinizde? Sadece gözlerimizi kapatıp, kendimizi onun güvenli kucağında olmayı hiç mi istemedik? Bu duyguları yaşarken hala, 'büyüdüğümüzü, çocuk olmadığımızı kim söyleyebilir? Aslında büyümedik... Bizler hep, geçmişteki o 'sakin, hırçın, uysal, kızgın, meraklı, şaşkın' çocuklarız. Zaman geçtikçe, hayatın içinde karşımıza çıkan durumlardan, 'yeri geldiğinde koruduğumuz, yeri geldiğinde cesaret verdiğimiz' o küçük çocuğun annesi ve babası olduk sadece... Küçükken, başkalarında gördüğümüz oyuncakların, yeni bir ayakkabının ya da o an bizde olmayan şeylerin aynısından isterdik. Değişen bir şey oldu mu hayatınızda? Hala bir şeyler istiyoruz. 'Arkadaşımızdaki bilgisayarın aynısından, komşumuzun arabasının aynı modelinden' bizde olmayan şeylerin hasretini çekiyoruz hep. Sizce de aynı istekler değil mi? Vaktiniz olduğunda bir çocuk parkına gidin ve salıncağa binme sırasında, başka çocuğu, diğerinin önüne geçtiği anı izleyin. Ya da, kum üzerinde kovasını dolduran bir çocuğu... 'Burası benim yerim, sen git orda doldur kovanı' deyip diğer çocuğu ittiğini görmüşümdür. Sonra başlar bir didişme... Bir büyüğü yanlarına gelene kadar sürer bu kavga. Bir de büyüdüğümüzü düşündüğümüz şimdiki durumumuza bakalım... 'Toprak kavgaları, senin-benim savaşları, bizim gibi değilsin düşünceleri, bende de olmalı bundan duyguları' bitti mi? Hala bir didişme, hala bir kavga... Aslında büyümedik. İçimizde kuytu bir köşe bulduk ve gizlendik ve ne zaman biri girmeye çalışsa kovaladık. En tanınmış insanlara bakın, müzik dehalarına, bilim adamlarına, edebiyat ustalarına, siyasetçilere... Biri gelip onlara, çocukluğunda düştüğü komik bir durumu anlatsa ve herkesin ona güldüğünü hatırlatsa, üstelik bunu, onları ayakta alkışlayan insanların içinde söylese. O zaman ne içimizdeki o kuytu köşe kalır ne de saklanma isteği... Yıllar sonra yeniden ya ağlamaya başlarız ya da doyasıya güleriz düştüğümüz duruma... O andan itibaren, artık ne ünvan, ne şöhret ne de maddi güç kalır. Kalan tek şey, o kuytu köşeden sizi izleyen küçük çocuktur. İnsanlar kaybolur birden, herşey susar ve konuşmaya başlar çocuk; Ben hala buradayım... |
------------------------------------------------------------------------------------------ |